Teknik bloglarda icerik nasil olmali?

Yaklasik bir yil kadar once blogumun bir kosesine “teknik bloglarda icerik nasil olmali” konulu bir anket yerleştirdim. Amacim blog takipçilerinin nasıl bir içerik beklediğini öğrenmek ve ona göre bloga biraz daha şekil vermekti. Koprunun altindan cok sular akti ve ben anketi yaparkenki o “ulvi” dusuncemden uzaklastim. Yine de blog yazmak ve icerik konusunda soylemek istedigim birkac soz var.

Oncelikle yazmak kavramina deginmek istiyorum. Yazmak zorla yapilacak bir fiil degil. Zorlama ile yaptirilan hersey geri teper . Yazi da boyle. Icinizden yazmak gelmiyorsa, anlatacak, yazacak birseyiniz yok da modaya uyayim ben de yazayim diyorsaniz emin olun o yazilarin sonu cok kisa surede gelecektir. Gelmeyenler de basladiklari noktadan cook uzaklarda bulacaklardir kendilerini. Cevremde bu soyledigim fikri pratik olarak destekleyecek yeteri kadar ornek biliyorum.

Ben neden yaziyorum?

Ilk blogumu bundan 5-6 sene once acmistim, amacim hem teknik hem de kendi dunyami anlatan birseyler yazmak ve gerektigi zaman donup incelemekti. Zaten bu yazilarim internete de acik degildi, oyle kendi halimde takiliyordum… Sonra bir arkadasin tavsiyesi ile teknik tarafini internete acmaya karar verdim ve o gunden buguna farkli adreslerde birseyler yaziyorum.

Bu zaman zarfinda yine yakin cevremden iyi-kotu-yapici elestiriler aldim. Bu elestiriler cercevesinde blogun icerigi de zamanla degisti. En son bir arkadasin “hocam bu aralar yazmiyorsunuz, iyi oluyordu . Merakla bekliyoruz” tadindaki elestirisi uzerinde uzunca dusundum ve yazma fiilini aslinda kendim icin degil de baskalari icin yapmaya basladigimi farkettim ki bu da beni rahatsiz etti. O gun bugundur seyrek yaziyorum, ozellikle birikmis yazilarimi eklemiyorum. Zira ekledigim her yazi beni kimin icin yaziyorsun sorusuna muhatap kiliyor. Bu da rahatsiz ediyor.

Oysa yazmak benim icin bir zevk…Teknik yazi yazmak bu zevke cok girmese de kendi dunyamda kendimi, o zaman zarfindaki dunya goruslerimi kagida yansitip ilerde bakmak cok sey katiyor bana. Oyle duzenli, cafcafli kelimeler ve cumlelerle de degil. Bayagi, siradan oldugu gibi yazmak… Kimileri konusarak rahatlar ben de yazarak rahatlayanlardim ve kagidi bir kere elime alinca kagidin sonunu gormeden birakmayi sevmem.

Teknik konularda yazmak ise kolay degil. Oncelikle bir kere oturunca yazilamayacak turden seyler. Yazacagin seyleri tekrar arastirmak, belki denemek ve referanslari bulmak gerekiyor ve icerisinde bilgi iceren bir yazi en azindan bir saat aliyor. Hal boyle olunca teknik yazi yazmak cok kolay gelmiyor, yazinca da genelde sonunu getiremeden birakiyorum. Peki neden hala inatla devam ediyorum,etmeye calisiyorum? Evet bu kadar lakirdiya ragmen hala yazmamin sebebi tuttugum notlarin, ogrendigim bilgi kirintilarinin belki birilerine faydali olacagi dusuncesi.

Anketin sonuclari

anket

Oncelikle bu anket moda deyimle “bilimsel bir calisma” degil ama uzerinde konusulup yorum yapilacak kadar cok kisi tarafindan oylanmis bir veri. Oyle ya gunlerdir medyayi isgal eden anketvari calisma da topu topu 400~kisi ile yapilmisti. Anketin sonuclarina ilk bakista aslinda soylemek istedigini yoruma mahal birakmayacak sekilde net goruyoruz.

Anket kisaca “kardesim banane senin kisisel dunyandan, okudugun haberlerden, gezdigin yerlerden. Bana okuyunca kendime birseyler katacak bilgi kirintilari ver” demek istiyor.

Turkiye’de malesef teknik icerigi doyurucu bloglarin sayisi cok az. Daha cok haber, ceviri ve magazinsel tipte yayin yapan bloglar var. Bunlara da ihtiyac var ama bu kadar degil:). Klasik elestiriler getirmek istemiyorum, neden boyle oldugu konusunda kafa yormaya calisiyorum ama pek cikamiyorum isin icinden. Cevremde kendisini biraz zorlasa cok guzel yazilar cikarabilecek arkadaslar var ama nedense tembellik yapiyorlar, yazmak istemiyorlar. Sanirim insanlar ulasmak istedikleri hedefi belirlerken cok mutevazi davraniyor ve bu hedefe ulastiklarinda dogrudan yatisa geciyorlar. Ya da gercekten teknik konularda cok ilgilenmiyorlar ve ortaya yazacak ilginc notlar cikmiyor.

Eski ama eskimeyen arkadaslarla konusurken “nerde o eski listelerde konusan bilge adamlar , nereye kayboldular” konusu cok geciyor ve genelde ortak yorum parayi goren kosesine cekildi oluyor. Mesela kendi konumla ilgili olarak konusayim:  tüm dünyada güvenlik ile ilgilenen insanlar kendilerini daha da gelistirme, teknik sosyallesme adina bir araya geliyorlar, konferanslar duzenliyorlar bilgi paylasimi yapiyorlar. Biz de ise eskiye oranla daha az yapiliyor bu isler, bir ürün öğrenip biraz da işi otomatize edince konuya hakim olduklarini dusunup gerisini kurcalamaya yanaşmiyorlar. Hep soylerim bilgisayar isi diger meslek dallarina benzemez, biraz daha merak, biraz daha fazla calisma, ozveri ister. O kadar yil gecti her yeni ogrendigim bilgi de kendimi daha az biliyormus hissediyorum ve hirsa kapilmadan kapasitemin alacagi kadar daha fazla calismaya gayret gosteriyorum.

Sozu kisasi bloglar birşey öğrenme konusunda en kestirme kaynaklardır, pratiktir ve genelde yazarları konunun uzmanı olduğu için süzülmüş net bilgilerden oluşur. Bu blog da bugune kadar oldugu gibi bundan sonra da birilerine birsey ogretmek adına degil de öğrenilen, not tutulan bilgileri paylaşmak, sahibinin sesi olmak amacıyla yazın hayatına devam edecektir. Ta ki yazarı bilisim dunyasini birakana kadar:)

This entry was posted in Misc. Bookmark the permalink.

6 Responses to Teknik bloglarda icerik nasil olmali?

  1. İnsan yazmaktan neden vazgeçer ?

    * Dediğin gibi parayı bulmuştur. Amacına ulaşmıştır.
    * Özel hayatına yeteri kadar vakit ayıramadığını farketmiştir.
    * Yazmanın artık ayrıcalık olmadığını, “herkes”in bir şeyler yazdığını farkettiğinde.
    * Yeter artık elimdeki bilgilerle bir fiil idare ederim. Gerekirse yeniden araştırır yeniden yazarım diyenler.

    Bana göre bu sebepler “kabul edilebilir”

    Benim ise “neden yazıyor-d-um” diye kendimi sorgulamam gereken olay ise şöyle ceyran etti :

    Sohbet ettiğim meslektaşım şöyle bir yorumda bulundu : “Adam giriyor foruma texbox’ın çalışmıyor diyor, banane ! benimki çalışıyor !” Yüzünce alaycı bir ifade ile düşünün bu söylediklerini.

    Ve bu arkadaş eminim “Access denied”, ya da “stack overflow” hatasını aldığında yaptığı ilk iş googling oldu.

    Aldığı sonuçlar ve çözümler ise “Banane” demeyen insanların yazdıkları, paylaştıkları oldu.

    Ben bunlara eşek arıları diyorum. Eşek arısı yumurtasını bal arılarının kovanına bırakır. Yumurtadan çıkan eşek arısına, işçi arılar bakar, büyütür. Eşek arısı büyüyüp olgunlaşınca, kovanda balı yiyerek ve büyüdüğü kovanı dağıtaracak çıkar gider. Büyüdüğü kovana hiçbirşey bırakmadan. Diyetini ödemeden.

    Bu eşek arılarını gördükçe bende “neden yazıyor-d-um” sorusunu sorup duruyorum.

  2. Pingback: Ki?isel Blog Sayfam Hakk?nda | Vx Labs

  3. Cagri Ersen says:

    “Neden yazıyorum” konusuna ben de katkı yapmak isterim.

    Genel olarak, ilgilendiğim ve öğrendiğim konuları sürekli bir yerlere not etmeye gayret eden bir kişiyim. Bunda hafif balık hafızalı oluşumun da etkisi var sanırım, zira herhangi bir konuda uğraşırken okuduğum dökümanlardan öğrendiklerimi, zaman geçtikçe unutmaya başlıyorum ve aynı konuda bir şeye ihtiyaç olduğu zaman, “yahu bu nasıldı” diyerek daha önce zaten okumuş olduğum dökümanları bir daha okumam ve tabii aynı googling maceralerına bir daha dalmam gerekiyor (allahtan google history var:-). Hal böyle olunca, notlarımı düzene sokabilmek için 2007 sonunda blog tutmaya başladım. Dolayısı ile yazıyor olmamın ilk nedeni bu. Yani ilk neden bizzat kendime olan yararı.

    İkinci neden ise, yazdıklarımın başka insanların da işine yarama olasılığı. Ancak işler burada biraz karışıyor, çünkü herhangi bir konuda herhangi birine referans olabilecek bir “yazı” (mesela bir kurulum dökümanı) yazmak ciddi sorumluluk istiyor. Çünkü yazınızda yapacağınız herhangi bir hata, yanlış bir anlatım yazıyı referans alacak kişileri de yanıltmanıza neden olabilir. İşte bu yüzden öncelikle üzerine yazılacak konuyu iyi özümsemek ve idrak etmek gerekiyor. (Malesef, bunun tersi durumları bir çok blogda görüyorum.) Bu nedenle hakkında yazacağım bir uygulamayı, yazmadan önce muhakkak tekrar deniyorum ve anlatıldığı şekli ile çalışacağına tekrar emin olduktan sonra yayınlıyorum. İşte bu nedenlerden ötürü de teknik bir konuda yazı yazmak gerçekten zor ve çok zaman isteyen bir iş. (Bazen 1-2 hafta).

    Dolayısı ile, “””Yazacagin seyleri tekrar arastirmak, belki denemek ve referanslari bulmak gerekiyor ve icerisinde bilgi iceren bir yazi en azindan bir saat aliyor””” cümlesine tamamen katılıyorum.

    Ama işin zorluğuna rağmen yazmaya da devam ediyorum.
    Çünkü yukarıdaki her iki neden de benim için önemli şeyler.

    Hem kendim için hem de başkaları için yazıyor olmak, yazdığım konuyu daha da iyi kavramama ve dolaylı olarak yeni şeyler öğrenmeme yardımcı oluyor.
    çünkü dediğin gibi ben de “O kadar yil gecti her yeni ogrendigim bilgi de kendimi daha az biliyormus gibi hissediyorum.”

    Selamlar.

  4. Uğur Engin says:

    Neden yazmıyorum?

    1-Zaman bir hayli degerli buna orantıyla cok kısa malum okul ve işi bir arada yurutuyorsaniz, acip bloga teknik konular hakkında bir seyler yazmak yerine o gunku acinasi duygularınızı karalamak geliyor bazen içinizden dolayisiyla yazmiyorsunuz.

    2-Blog takipcilerinin, yazdıgınız konular hakkında’ki soru,oneri vs gibi dusuncelerini yazılan konunun altına comment girmek yerine email ile size yöneltmeleri ve her gönderdikleri emaile reply edilmesini bekleme düşüncesiyle hareket etmeleri.

    3- Teknik konu hakkında yazarken acaba bunu anlarlar mı? istediğimi anlatabilir miyim? veya şunu önce mi yazsam?, biraz daha alttan alsam da son kullanıcı da birseyler anlasa gibi düşüncelerden tüm bunların sonun da ortaya çıkan içeriği rafa kaldırmanız veya ertelemeniz.

    4-Özgün içerik oluşturma çabası gibi güzel etkenler de insanları blog daha dogrusu bir kaynak oluşturup insanlarla paylaşmaktan alı koyan veya geciktiren sebepler arasında geldigini düşünüyorum.

    Blogunuza en son siteniz ile ilgili güvenlik problemi oldugunda bir comment girmistim diye hatırlıyorum.Bu vesileyle hem selam verir hem de düşüncelerimi belirtirim diye not bırakmak istedim.

  5. Kitlen says:

    Güzel bir yazı olmuş, içten ve kaliteli. Teşekkür ederim 🙂

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

eighteen + eighteen =