Yeni nesil Internet zenginleri ve dusunme yetisini tekrar kazanma

Bilgisayarla tanismam ve onu bir arac olarak kullanmaya baslamam sansli bir sekilde   Internet’in en hizli yayginlastigi ve islerin kagit kalem yerine bilgisayar sistemleri ile  yapilmaya yogunlastigi 2000’li yillara denk gelir.

Gozumu kapatip son on seneyi gozden gecirdigimde net bir sekilde bilgi teknolojilerinin dunyanin gidisatini cok hizli ve olumlu (?) bir sekilde degistirdigini gorebiliyorum. Ve yine ayni sekilde bilgisayar sistemlerini akillica kullanabilen, gelecegi gorebilen beyinlerin cogu sanayi sirketinin on yillarda kazandigi maddi-manevi geliri birkac yil icerisinde katlayabildigini goruyorum. Ve tekrar cok uzaga degil son 3-4 seneye bakip internet uzerinden sosyal aglar(Facebook, Linkedin, Xing,  digg, OpenDNS….) vs kurarak milyonlarca dolara ulasan sirketleri gorup kendi kendime uzuluyorum…

Ve hakli olarak kendime soruyorum bizim neyimiz eksikti de bu basit fikirleri guclu bir sekilde hayata geciremedik. Ya da digerleri bizim/baskalarinin de/da dusunebilecegimiz bu -basit ama guclu- fikirleri nasil hayata gecirdi de basarili oldu?

Sanirim cevap kismi nasil sorusunda yatiyor. Evet calismalara bakinca gercekten basit fikirler(basit manasi kucumsemek icin degil, fikirlerin internete girip cikan ortalama bir kisinin uzerinde cok kafa yormadan dusunebilecegi manasinda) ve cogu  “… ki ben bunu daha once dusunmustum” dedirtecek cinsten. Hep zor isleri basarmaya yoneltilmis beyinlerimiz basit isleri guclu bir sekilde isleyerek ise yarar hale gelecegini dusunemiyor. Ya da kaliplastirilmis dusunce dunyamiz farkli fikirleri duyunca/gorunce kendini korumaya alarak savunma moduna geciyor.

Cok yakin ornegi olarak OpenDNS’i verebilirim. Bir bankada guvenlikci(guvenlik satan, guvenlik urunu kullanan:)) olarak calisan ve kafasi devamli “bir seyler yapsam da pacayi su emir kulu gibi  calismaktan kurtarsam” seklinde fikirlerle donup dolanan bir arkadasimla fikir carpistirirken ttnetin zamaninda yasattigi dns sorunlarini ve tepeden gelen internet yasaklamalarini rahat asmak icin bir dns sunucu kursak, cok hizli olsa ve insanlara ucretsiz hizmet versek, sonrasinda bunu gelistirip istatistiki bilgiler, yasakli siteler vs yapsak da satsak demistik.

O benden daha cesaretli ve deliydi bu konuda. Altyapi icin calismalar vs yapiyordu kagit ustunde bense boyle bir altyapi icin yeterli gelirimizin olmadigi, insanlarin bizim dns sunucumuza nasil guvenecegi(Guvenlikci olmak pek de iyi olmayabiliyor bazi durumlarda) vs gibi basit konulari gozumde buyuterek onu caydirmaya calisiyordum.

Sonra ismini duydugumuz fakat ne ise yaradigi hakkinda bilgim olmadigi bir servisle tanistim(Opendns i openbsd tarzi bir sey zannederdim, acik kaynak kodlu bir dns yazilimi). Tanimam ve ah vah etmem  bir oldu. Biz tartisa dururken birileri Uskudar’dan yola koyulmustu bile. Bugun OpenDNS’in sayfasina tekrar baktim ve gunluk 8 milyar sorguyu karsiladigini ogrendim. Bu cok buyuk bir basari. Bundan sonrasi artik opendns yoneticilerinin fikirsel fantezilerine kalmis. Dns gibi internetin kayiği olan bir protokolü ellerinde bulunduruyorlar. Yolculari uzerinde istedikleri calismayi yapabilirler.

Diger yandan baska hicbir sektorde olmayan amayeteri kadar kullanamadigimiz bir avantajimiz var bizim; dagin basinda cikan ve herkesin sinirsiz faydalanabilecegi su kaynagi misali duran acik kaynak kodlu yazilimlar.

Bugun belli bir seviyeye gelmis olan bazi firmalarin altyapisi tamamen bu kaynaktan besleniyor, gunumuzde ortaya cikan ve belli basari oranini yakalamis firmalar da… Mesele kaynagi bilip, gidip birkac sasal doldurmaktan ote oraya kamp kurup, binalar yapip sudan daha fazla ve faydali yararlanmak. Herseyi bir kenara birakip-hadi bilgisayarcilar sosyal degil , sosyal network islerinden anlamaz diyelim- bu yazilimlari kullanarak/ornek alarak cok ciddi isler yapilabilir. Nihayetinde Turkiye’de de yapanlar var ama yeterli degil, yeteri kalitede degil ki isimleri anildiginda insanlarda bir memnuniyetsizlik ifadesi seziliyor.

Yine kendime pay cikararak soruyorum: “be adam asagi yukari on yildir bu isin icindesin sen niye ..?”. Ben yine teknik adam olmanin zararlarini cektim. Dayatilmis dusunce kaliplarimi asamadigim icin bir isi ben yapabiliyorsam herkes yapabilir, otesi yok slogani ile ilerledim. O yuzden var olan bir yazilimi, fikri alip gelistirmek, kullanima sunmak yerine insanlara o yazilimi, sistemi nasil benim gibi kullanacaklarini ogretmeye calistim. Bu da benim en buyuk yanlisim:)

Benzer durum web 2.0 calismalarinda da var. Ben hemen hicbirisini aktif olarak kullanmadim ama kullanan ve muptelasi olan milyonlar var. Yillar once bu tip siteler, gruplari vs kurmak icin bana gelseler :”hadi ordan, insanlar niye her anini internete yazmak icin zaman gecirsin, niye kisisel bilgilerini internette dagitsin, niye niye…” diye kovardim. Cunku bu tip isler benim icin bos idi:). Varsa yoksa teknik olarak birseyler yapmak daha onemli geliyordu ki hala daha oyle dusunurum.

Bir facebook yapmaktansa bir Firewall urunu yazmak, bir gercekten ise yarar birseyler yapmak daha onemlidir benim icin. Ama benim gibi dusunmeyen binlerce internet gezgini gercek web programcisi var Turkiye’de, acaba onlarin dusunmemesi icin sebep neydi, ya da dusunup de hayata gecirememeleri icin …?

Kendime ve cevreme baktigimda aslinda aradigim cevaplarin cok da zor olmadigini goruyorum. Mesela;

Bu tip isler daha cok ogrenci iken(lisans, yuksek lisans vs) insanlarin bos zamanlarinda dusunerek nasil olsa birsey kaybetmeyiz bir deneyelim dusuncelerinin urunu olmaya yatkin  calismalar. Biz de ise universite ogrencileri genelde ailelerinin yaninda iken tadamadiklari ozgurluklerini universite caginda tatmakla gecistirirler zamanlarini ya da bilgisayar denen aleti multimedia cihazi olarak (yazicioglu repligi: film, mp3, oyun)kullanarak gecirirler zamanlarini.

Bu gibi dusunme firsati, imkani olmayan ufak bir grup da nasil en kisa zamanda mezun olurum da aileme yuk olmaktan kurtulurum dusuncesi ile tum gucunu kullanarak okulunu bitirmeye adar kendini.

Benim gibi kimileri de madem geldik universiteye teknik birseyler ogrenelim, kendimizi gelistirelim ve zamanimizi degerlendirelim dusuncesi ile kapar dunyaya gozlerini ve daha mezun olmadan robot muhendis kafasi ile tek yon ilerler. Simdi goruyorum ki bize ilk derste bilgisayara giris degil “dusunmeye giris”  dersi vermelilermis.

Bilgisayara her yerde gireriz ama dusunmeye giris dersini uzerimizden gecen gunler, aylar ve yillarin hirpalamasi ile ancak alabiliyoruz ve dersi genelde gecemiyoruz.

Ogrenci olmayan, is hayatina atilmis insanlardan cok birsey beklememek lazim. Hele bir de evlilik, coluk cocuk meselesi olmussa o insana yarim adam gozu ile bakmak daha uygun olur.

Yine cevremi inceledigimde dikkatimi ceken konulardan birisi, risk almayi sevmiyor olusumuz. Yani saglamci bir anlayisa sahip olmamiz. Bir isi dusunurken once bizden neleri goturur, basarisiz olursak ne yaparizi dusunup -kendimizi demotive edip- sonra bu is tutarsaya bakiyoruz ki bu da dogmadan olume razi olmak demek.

… …

Biliyorum bu tip dusunme hastaliklarinda sadece sorun biz-siz degiliz. Bizi yonlendirmeyenlerin, destek olmayanlarin  da/de sucu var elbet ama gunumuz dunyasinda internete erisen birinin dunyasi daha cok buradan ogrendikleri ile doluyor, baskalarinin tavsiyeleri ile degil.

This entry was posted in Hayat, Misc. Bookmark the permalink.

7 Responses to Yeni nesil Internet zenginleri ve dusunme yetisini tekrar kazanma

  1. Emrah says:

    Merhaba mükemmel bir yazı, tebrik ederim çok samimi buldum. Ben sizin kadar teknik ve tecrübe sahibi olmasamda kendime göre çıkarımlarım oldu yazınızdan. Şahsen ben bu işlerle uzunca bir süredir boş kalmanın ve hevesimin verdiği azimle ilgilenirken ailemden ve yakın çevremden hala boş işler bunlar laflarını duymaktan bezmiş vaziyetteyim. Sanırım bir 30 yıla ihtiyacımız var anlayışın değişmesi için, çünkü hala teknoloji bize zarar verir kar getirmez biz bilmeyiz parasıyla alırız desteği mantığı oldukça uzun yıllar sömürülmeyede bilgisizliğede mahkum insanlar var hayatta. Uzattım kesiyorum. Tekrar teşekkürler kaleminize sağlık

  2. konteyner says:

    çok başarılı bir makale olmuş eline sağlık.

  3. Mehmet Selim says:

    Makaleniz için teşekkürler açıklayıcı ve genel olarak bilişim sektörünü anlatan bir makale olmuş. Bir kaç konudan bahsetmek ve soru sormak istiyorum. Bir proje geliştirmek için en uygun zaman eğitim zamanı diye düşünüyorum ileriye oranla en az sorumluluk eğitim yıllarında o yüzden okul yıllarında insanın kafası biraz daha rahat oluyor. Fakat eğitim zamanında bir proje geliştirilmek istendiğinde öğrenci fazla sorunum yok kafam rahat projeyi yapayım diyemiyor, çünkü öğrenci projeyi yapmak ve geliştirmek için de bir bilgi birikimine ihtiyaç duyuyor bu ihtiyacı gidermek için çalışmaya başlıyor ve çabalıyor öğrendiklerini uygulasa dahi yetersiz olduğunu fark ediyor haliyle bu da işi daha çok öğrenmeye sevk ediyor. Bu şekilde olaya baktığımızda karşımıza “zaman” kavramı çıkıyor zaman geçiyor tabi ki bir insanın hayatı sadece işinden de ibaret değil her insan gibi olağan olan şeyleri yaşaması gerekiyor. Bu yaşanan olaylara tepeden baktığımızda ise gördüklerimiz şunlar; Öğrenci iken yapılmak istenilenler buna bağlı olarak bilgi edinme gerekliliği ve bunun yanında geçen zaman buna bağlı olarak da bu zaman içinde iş haricinde yaşananlar bu döngüye baktığımız da bir proje geliştirmek için proje geliştirilen alanda gerçekten iyi olmak lazım veya farklı bir yol var mı ? Profesyonelleşmek isteyince de ne kadar bilgisiz olduğunun farkına varılıp hep daha çok öğrenme isteği doğacağını düşünüyorum bu nasıl dengelenebilir ? Her insanın yaşadığı olağan olaylarda her kişiye göre değişkenlik gösterir ve kaçınılmazdır. Bu soru gerçekleri ve soru işaretlerini aşıp bir şeyler yapmak için çabalamak bizi böyle bir döngüye itiyor ve genel dede üstün başarılara da ulaşamıyor insan zaman kavramı da insanları alıp götürüyor.

  4. admin says:

    Yorumlariniz icin tesekkurler, yazdikarinizdan anladiklarima karsilik birseyler karalamaya calistim:

    >>Bu yaşanan olaylara tepeden baktığımızda ise gördüklerimiz şunlar; Öğrenci iken yapılmak istenilenler buna bağlı olarak bilgi edinme gerekliliği >>ve bunun yanında geçen zaman buna bağlı olarak da bu zaman içinde iş haricinde yaşananlar bu döngüye baktığımız da bir proje geliştirmek için >>proje geliştirilen alanda gerçekten iyi olmak lazım veya farklı bir yol var mı ?

    Bence bir proje gelistirmek icin o alandada uzman olunmasina gerek yok ki geliştirilen cogu projenin ilk asamalarinda gelistiricileri uzman degillerdi. Olsalardi cogu basarili olarak dusunulen projelerin belli bir zaman sonra sifirdan tekrar dusunulerek yeniden yazildigini/tasarlandigini gormezdik. Yine benim kisisel tecrubelerime gore en iyi ogrenme sekli is uzerinde ogrenmedir. Mesela bir Java uygulamasi yazmadan once java ogrenmeye calismak ile ne yazacagini cikarip yazmaya baslamak ve yazarken javayi ogrenmeye calismak arasinda cok fark vardir. Ilkinde javayi ogrenmek icin gorunurde bir motivasyon yoktur, ogrenirim de yazarim istegi vardir. Digerinde ise java’yi ogrenmekle neler yapacaginizi anlik olarak gorursunuz ve motivasyonunuz, ogrenme hevesiniz daha fazla olur.

    >>Profesyonelleşmek isteyince de ne kadar bilgisiz olduğunun farkına varılıp hep daha çok öğrenme isteği doğacağını düşünüyorum bu nasıl >>dengelenebilir ?

    Profesyonellesmek istemekle olacak birsey degil(istisna olarak istemekle de olabilir ) daha cok ihtiyactan dogan bir durumdur. Bir konuda duydugunuz ihtiyaclar sizi daha iyiye dogru surukler sonrasinda o konuda uzmanlasmis oldugunuzu hissedersiniz.
    Dolayisi ile o nu da ogreneyim , bunu da ogrenemeyim gibi bir ac gozluluk basarinin en buyuk dusmanlarindan biridir.

    >>Bu soru gerçekleri ve soru işaretlerini aşıp bir şeyler yapmak için çabalamak bizi böyle bir döngüye itiyor ve genel dede üstün başarılara da ulaşamıyor..

    Aslinda bu insanin kendine urettigi bahanalerden de kaynaklanabiliyor. Kisaca bunlarin tumune(yani hareketsizlik durumuna) atalet diyorum ve bir kirilma noktasina kadar insani hep pesinden surukler. O kirilma noktasini asanlara bugun basarili diyoruz:)

  5. Mehmet Selim says:

    Cevaplarınız için teşekkürler. Yazdığınız cevaplara katılıyorum. Her zaman sorunları göz önünde bulundurursak zaten işin içinden çıkamayız ama bir kaç sorundan daha bahsedeyim, bu sorunu ülkemiz ile sınırlandırırsak şuan bahsettiğimiz sorunlara artı olarak sorunlarda eklendiğini düşünüyorum bunlar Bilgi kaynağının yetersizliği Dil bakımından Eğitim yaşam standartları vs. ama sorunların üstüne fazla gitmenin anlamı yok çünkü önemli olan sizinde bahsettiğiniz gibi bu sorunları aşıp bir şeyler yapmak sorunları aşmak içinde harekete geçmek gerekir, ancak bu şekilde kırılma noktasına ulaşılabilir sanırım.

  6. yiğit kozan says:

    “Dayatilmis dusunce kaliplarimi asamadigim icin bir isi ben yapabiliyorsam herkes yapabilir, otesi yok slogani ile ilerledim.” cümlesiyle yanlız ben değilmişim lan dedim kendi kendime. sanırım bu kötü bir hastalık.

  7. kısa ve öz olmuş yazınızı çok beğendim

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *

twenty − 4 =